DSO Başkanı Kasapoğlu: "Sanayi Katkısı Olmadan Büyüme Kalıcı Değil"
Denizli Sanayi Odası (DSO) Haziran ayında gerçekleştirdiği meclis toplantısında, sanayi alanındaki daralmayı, üretim ile ihracattaki değişimleri ve finansmana ulaşım gibi reel sektörle ilgili önemli meseleleri masaya yatırdı. Ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2026 yılına ait ilk çeyrek büyüme rakamları da değerlendirildi.
Denizli Sanayi Odası (DSO), Haziran Ayı Meclis Toplantısı'nda sanayi sektöründeki daralmanın yanı sıra üretim ve ihracat göstergelerinde meydana gelen gelişmeler ile finansmana erişim konuları gibi reel sektörün öncelikli meseleleri görüşüldü. Toplantıda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2026 yılı ilk çeyrek büyüme verileri de ele alındı.
DSO'nun Haziran Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu'nun liderliğinde DSO Hizmet binasında yapıldı. Bu toplantıya misafir olarak Çardak Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar da yer aldı.
Toplantıda, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu tarafından hazırlanan Güney Kore ve Çin’e yapılan ziyaretlere ilişkin rapor, Meclis üyeleriyle paylaşıldı. Raporda, küresel üretim ve ticaret dengelerindeki değişiklikler incelenirken, Çin’in üretim, lojistik, teknoloji ve ticaret ağlarını entegre bir şekilde yöneten etkileyici bir ekonomik modele dönüştüğü belirtildi.
Sanayi gücü zayıf olan ülkelerin ekonomik sürdürülebilirliği giderek zorlaşıyor.
Toplantının başlangıcında bir konuşma yapan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ekonomideki dönüşümün sanayinin stratejik önemini daha da artırdığını vurgulayarak, sanayi altyapısı olmadan güçlü kalmanın ülkeler için giderek zorlaştığını ifade etti.
Jeopolitik gerilimlerin arttığı, ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği ve küresel rekabetin sertleştiği bu günlerde üretim kapasitesinin korunmasının her zamankinden daha hayati olduğunu belirten Kasapoğlu, "Bugün kaybedilen üretim kapasitesini, yatırım iştahını veya ihracat pazarını tekrar kazanmak kolay olmuyor" şeklinde konuştu.
Enflasyon verileri üzerine görüşlerini paylaşan Kasapoğlu, üretici fiyatlarındaki maliyet baskısının sürdüğünü vurguladı. Sanayi sektörü temsilcilerinin enerji, hammadde ve finansman giderleri nedeniyle üretim planlamasında ciddi zorluklar yaşadıklarını belirten Kasapoğlu, enflasyonla mücadele sürecinde üretim maliyetlerini dikkate alan politikaların önemine dikkat çekti.
Sanayideki daralmanın ekonomik perspektif üzerinde endişe yarattığı belirtiliyor.
Sanayinin katkı sağlamadığı bir büyüme modelinin sürdürülebilir olamayacağını belirten Kasapoğlu, TÜİK’in açıkladığı 2026 yılı ilk çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi.
Yüzde 2,5’lik büyümenin, küresel çapta yaşanan savaşlar ve ekonomik belirsizlikler göz önüne alındığında olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Kasapoğlu, büyümenin niteliğinin önemine de vurgu yaparak, "Büyüme oranının kendisinden daha önemli olan husus, bu büyümenin hangi sektörlerin katkısıyla sağlandığıdır." şeklinde konuştu.
İlk çeyrekte sanayi sektöründe yüzde 0,8’lik bir daralma gerçekleştiğini belirten Kasapoğlu, bilgi ve iletişim, hizmetler ve tarım sektörlerinin büyümeye destek verdiğini, fakat yine de sanayideki bu daralmanın üretim kapasitesi ve ülkenin orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir gösterge oluşturduğunu dile getirdi. Kasapoğlu, sanayinin üretim, ihracat, verimlilik artışı ve teknolojik dönüşümün odak noktasında bulunduğunu vurgulayarak, sanayideki ivme kaybının dikkatlice incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Büyüme verilerinin dış ticaret alanında önemli göstergeler sunduğu ilk çeyrekte, mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 oranında azaldığını belirten Kasapoğlu, küresel talepteki daralma, jeopolitik riskler ve artan rekabet baskısının ihracatçılar üzerindeki etkisini değerlendirerek, "İhracat pazarlarında kaybedilen bir müşteriyi, bir siparişi ya da bir pazarı geri kazanmanın maliyeti oldukça yüksektir" ifadelerini kullandı.
Maliyet tahditleri üretim süreçlerini zorlaştırmaya devam ediyor.
Denizli'nin ihracatının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 azalarak yaklaşık 383 milyon dolara gerilediğini belirten Kasapoğlu, takvim etkisinin bu düşüşte bir dereceye kadar etkili olduğunu ifade etti. Yüksek finansman giderleri, artan üretim masrafları, kur-enflasyon dengesi ve küresel rekabet baskısının ihracatçılar üzerinde oluşturduğu etkinin devam ettiğini ekledi. Tüm bu zorlu koşullara rağmen, Denizli’nin Türkiye'nin ihracatındaki güçlü konumunu sürdürmesinin önemli bir mesele olduğunu vurguladı.
İSO Satın Alma Yöneticileri (PMI) verilerine atıfta bulunan Kasapoğlu, faaliyet koşullarındaki bozulmanın yavaşladığını ve üretimde sınırlı bir toparlanma sinyali görüldüğünü ifade etti. Ancak, maliyet baskılarının hala devam ettiğini belirtti. Enerji, akaryakıt, lojistik ve hammadde maliyetlerindeki artışların üretim üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü vurguladı. Ayrıca, sektörler arasında bir ayrışmanın devam ettiğini ve özellikle tekstil sektöründe yavaşlamanın sürdüğünü sözlerine ekledi.
Finansmana ulaşımda karşılaşılan zorluklar tartışıldı.
Son dönemlerde sanayicilerin finansmana erişimini konu alan TOBB, KGF ve bankaların iş birliğiyle yeniden hayata geçirilen TOBB Nefes Kredisi'nin KOBİ'ler için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Sergilenen ekonomik tablo, reel sektörün finansmana erişimde ciddi bir daralma ile karşı karşıya kaldığını ve bunun doğrudan üretim, yatırım ve ihracat üzerinde olumsuz etkiler yarattığını göstermektedir.
Bu bağlamda TOBB Nefes Kredisi'nin yeniden devreye girmesi, özellikle KOBİ'ler açısından pratikte önemli bir destek sağlayacaktır. Ancak net bir şekilde ifade etmek gerekir ki, mevcut koşullarda bu tür programların etkisi daha çok kısa vadeli bir rahatlama sunmakta; kalıcı çözüm ise finansman yapısının kapsamlı bir şekilde ele alınmasına dayanıyor."
Reeskont kredileri, özellikle ihracatçılarımız için hayati bir rol oynamaktadır. Ancak uygulamadaki teminat yapısı, krediye ulaşım sürecini kolaylaştırmak yerine zorlaştırıcı bir etki yaratmaktadır. Kredi tutarını aşan teminat mektubu talep edilmesi, firmaların teminat limitlerini gereksiz yere tıkamakta ve bu durum ciddi maliyetler doğurmaktadır. Böylece, reel sektörün finansmana erişimini destekleyen bir yapıdan ziyade, sınırlandırıcı bir hale gelmiştir.
Aynı şekilde, faiz giderlerinin muhasebeleştirilmesinde zorunlu olarak uygulanan 12 aya yayma kuralı, şirketlerin nakit akışını gereksiz yere sıkıştırıyor. Halihazırda finansmana ulaşmanın güç olduğu bir dönemde, bu tür teknik uygulamalar işletmelerin hareket kabiliyetini daha da kısıtlıyor.
"Bugün esas olan büyüme hızından ziyade, üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü sürdürebilmek. Zira rekabet gücünü yitiren bir sanayinin yatırım yapması, istihdam yaratması ve ihracatta kalıcı başarı elde etmesi imkansız hale gelir. Daha fazla üretim hedeflemekten önce, mevcut üretimimizi korumaya öncelik vermeliyiz." ifadelerini kullandı.
Denizli Çardak Organize Sanayi Bölgesi’nin faaliyetleri, DSO Meclisi toplantısında ele alındı.
DSO'nun Haziran Ayı Meclis Toplantısı’na konuk olarak katılan Denizli Çardak OSB Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar, bölgede yürütülen projeler ve çalışmalara dair bir sunum yaptı. Bu sunumda, Çardak OSB'deki devam eden yatırımlar, Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen faaliyetler ve bölgenin gelişimi için planlanan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verildi.
Ayrıca, savunma sanayine yönelik yatırım potansiyeli ve Çardak Havalimanı’nın sanayi, lojistik ve savunma sanayii yatırımları açısından sunabileceği fırsatlar da değerlendirildi. Sunumun ardından Meclis Üyeleri'nin görüşleri ve değerlendirmeleri alındı; yöneltilen sorulara yanıtlar verilerek toplantı sonlandırıldı.