Fransızların İki Yıldır Peşinde Koştuğu Orkinos, Türk İş Adamının Oltasında Yakalandı
Denizlili iş insanı Halil Alptuğ Önal, son 20 yılını sportif balık avcılığına adadığı Ege Denizi'nde yaptığı son avda, iki yıldır Fransızlar tarafından izlenen mavi yüzgeçli orkinosa yakalandı.
Dünya genelinde 20 yıldır sportif balıkçılıkla ilgilenen Denizlili girişimci Halil Alptuğ Önal, Ege Denizinde gerçekleştirdiği son avında, Fransızlar tarafından 2 yıldır izlenen mavi yüzgeçli bir orkinos yakaladı.
Balığın tekrar nefes alabilmesi için avlamanın ötesinde büyük bir çaba sarf eden Önal, "Koçum; büyü büyü, kocaman ol, bol bol yavrula. Sonrasında nasip olursa tekrar görüşürüz. Hadi hoşça kal, seni gidi yakışıklı kovboy," diyerek balığı derin sularda bıraktı.
20 yıldan beri dünyanın çeşitli yerlerinde sportif balık avcılığı yapan Denizlili iş insanı Halil Alptuğ Önal, geçen hafta Seferihisar’ın Teos açıklarında alışılmadık bir balık avladı. Oltasına takılan yaklaşık 133 santimetre uzunluğundaki mavi yüzgeçli orkinosu tekneye alma çabasındayken, Önal ve ekibi balığın yüzgecinde bir takip cihazı olduğunu gördüklerinde büyük bir sürprizle karşılaştılar.
Bilimsel bir araştırmanın bir parçası olarak balığı serbest bırakma kararı alan ekip, yaşanan zorlu mücadele sırasında oksijensiz kalan ve kaslarında yüksek miktarda laktik asit biriken balığın daha rahat nefes alabilmesi için bir süre düşük hızla yüzdürdü.
Oltayı çıkararak balığı özgürleştiren Halil Alptuğ Önal, takılı GPRS cihazının verilerini Tarım ve Orman Bakanlığı ile paylaştığında, yakaladığı mavi yüzgeçli orkinosun Batı Akdeniz’de Fransız bilim insanları tarafından yürütülen proje kapsamında 2024 yılından beri izlenmekte olduğunu öğrendi.
Yıllardır yaptığı avlarda ilk kez böyle bir sürprizle karşılaşan Halil Alptuğ Önal, "Bu balığa bu anıyı yaşattığı için teşekkür ediyorum. Uzun zamandır böyle bir durumla karşılaşmamıştım. Şu an, daha önce takip cihazı takılmış bir balık yakaladık. Bu balık akademik araştırmalar için izleniyor ve yasal sınırın biraz üstünde. Bunu alsak bile vicdani olarak kabul edemezdik. Balık dinçleştiğinde, kancayı çıkartıp serbest bıraktık.
Bu türlerin korunması ve yaşamlarının devam ettirilebilmesi için kotalarının belirlenmesi büyük bir önem taşıyor. Belki de bu konuda bir katkımız olur. Bu balık, bizlere, çocuklarımıza ve torunlarımıza bol bol bluefin (mavi yüzgeçli orkinos) olarak döner. Ey balığım; büyü, kocaman ol, çokça yavrula. Belki bir gün tekrar görüşürüz. Hoşça kal, umarım sağlıklı nesillere dönüş yaparsın. Evet, kuyruk da artık hareketlenmeye başladı. Hadi bakalım, aslanım. Seni gidi yakışıklı kovboy" diyerek balığa veda etti.
Fransızlar, bu olayı son iki yıldır gözlemliyorlardı.
İlk kez karşılaştığı manzara sonrasında balığın peşine düşen Halil Alptuğ Önal, "Sportif balık avcılığı ile 20 yıldır ilgileniyorum. Son 10 yıldır ise yakala, işaretle, geri bırak uygulamaları ile bu türlerin yaşamsal döngüsüne katkı sağlamaya çalışıyoruz. En son avımızda, İzmir Sığacık Körfezi’nde Batı Akdeniz bölgesinde araştırmalar için işaretlenmiş bir mavi yüzgeçli orkinos yakaladık. Uzunluğu 133 santimetre olan bu orkinosun akademik ölçümlerini gerçekleştirdik ve sağlıklı bir biçimde geri saldık.
Elde ettiğimiz verileri, Tarım ve Orman Bakanlığımız ve uluslararası orkinos koruma dernekleriyle de paylaştık. Balığın 2 yıl önce Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği tespit edildi. Şu anda, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Ege Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi ile yürüttüğü bir araştırmamız bulunuyor. Bu araştırma sonucunda bu balığın 2024 yılında Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği bilgisi edinildi.
Ayrıca, bu çalışmanın Batı Akdeniz bölgesindeki bir Fransız araştırma ekibi tarafından işaretlenen balıklarla ilgili geri bildirimler içerdiği belirtildi. Yaklaşık 10 yıldır dünyanın çeşitli bölgelerinde hem kılıç balığı hem de orkinos üzerine birçok işaretlenmiş balığım var. Hatta bazılarına ait geri takip için oluşturduğumuz veri kayıtlarını anı olarak defterimizde saklıyoruz" şeklinde ifade etti.
"Tekrar nefes alabilmesi için harcadığımız süre, yakalamaktan çok daha fazlaydı."
Mücadele sırasında bir süre hareketsiz kalan balığın rahatça nefes alabilmesi için daha fazla çaba harcadıklarını ifade eden Önal, "Balığı su yüzeyine yaklaştırdığımızda üzerinde bir GPRS vericisi olduğunu fark ettik. Bu nedenle, balığı deniz yüzeyinde motorla yüzdürerek tekrar nefes almasını sağladık. Mücadele sırasında kaslarda biriken laktik asit, balığı geri bırakmanın ardından yaşama şansını azaltıyor. Durdukları yerde solungaçlarından su geçirip nefes alamıyorlar.
Orkinosların nefes alabilmeleri için yüzmeleri gerekiyor. Mücadele sırasında kaslarında biriken laktik asidin atılması ve kendilerini toparlamalarına yardımcı olmamız gerekiyordu. Bu nedenle, geri bırakılacak balıkların önceden makine yardımıyla yüzdürülerek kandaki oksijen seviyesinin artırılması ve laktik asit birikiminin azaltılması gerekiyor. Dolayısıyla, kısa süren mücadelenin ardından balığın geri salımı aslında mücadelenin kendisinden daha uzun sürdü.
Yaklaşık 15 dakika boyunca balığımızı yüzdürüp tekrar salmaya hazırlık yaptık. Sonrasında sağlıklı bir şekilde Ege Sularıyla buluşturduk. İlerleyen süreçte, uluslararası federasyonumuz bu balıkla ilgili bilgileri bizimle paylaşacaklarını belirttiler" şeklinde konuştu.